THE FIFTH BEATLE - BRIAN EPSTEIN
BEŞİNCİ BEATLE,
Liverpool’un en büyük plak mağazası NEMS’in
sahibi Brian Epstein, iki gün arka arkaya üç farklı müşterisi tarafından
kendisine sorulan “My Bonnie” adındaki plak hakkında hiç bilgi sahibi
değildi ve bu nedenle canı sıkılmıştı. Halbuki mağazasında sıra dışı plakları
dahi bulundurmakta özen gösteriyordu. NEMS’in motto’su “Herhangi bir plak
herhangi bir yerden, en fazla 5 günde teslim edilir” idi ve Almanya ’da
yayınlandığı söylenen bu plağı temin edememesi söz konusu olamazdı.
Brian Epstein’in yüzyılın başında Polonya’dan
Liverpool’a göç eden yahudi asıllı dedesi Isaac Epstein, aile servetini
kurduğu mobilya şirketinden yapmış ve oğlu Harry 1930’larda NEMS’i satın
almıştı.
Brian Epstein, okuldan sonra mobilya satıcısı olmaktansa,
sanatsal konulara ilgi duymaya başlamış ve oyuncu olmak için RADA
(Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi)’ne başvurmuş ve kabul edilmişti.
Akademiye üç yıl devam ettikten sonra babasının ısrarları ile aile işine girmiş
ve NEMS’i Liverpool’un en seçkin plak mağazası haline getirmişti.
Son birkaç aydır “Mersey Beat” adlı müzik dergisinde
plaklarla ilgili bir köşe yazıyor ve dergiye reklam veriyordu ama ne “My
Bonnie” adlı plağı, ne de The Beatles adında bir grubu duymuştu.
Plak Almanya’da basılmıştı ama işin enteresan tarafı grup Alman da değildi, bu
çocuklar Liverpool’luydu ve Hamburg’daki kulüplerde çalıyorlardı. Hatta
mağazada çalışan kızlardan, zaman zaman plak bakmaya da geldiklerini ve o
hafta, yakınlardaki Cavern adlı bir kulüpte öğle seanslarına
çıkacaklarını öğrenmişti.
Kızların öve öve bitiremediği bu grubu dinlemeye karar verdi
ve o günkü seans için Cavern’in yolunu tuttu. Yanına yardımcısı Alistair
Taylor’ı da almıştı, ne de olsa bir ergen kulübüne gidiyordu.
Sahnedeki gençler siyah deri ceket giymişlerdi ve cover
şarkılar çalıyorlardı, seyirciye arkalarını dönüyor, üstelik şarkılar arasında
yemek yiyor ve sigara içiyorlardı. Yine de Epstein, grubun kalabalığı nasıl
avucunun içine aldığını fark etmiş ve karizmalarından etkilenmişti. Alistair
ile birkaç kere daha onları dinlemeye gittikten sonra kararını vermişti,
onların menajeri olacaktı. Daha önce hiç grup yönetmemişti ama ne kadar zor olabilirdi
ki, ayrıca plak mağazası NEMS sayesinde tüm plak şirketleri ile ilişkisi vardı.
John Lennon ve grup arkadaşları, sahip olduğu plak
mağazası ile müzik sektöründe bir yeri olan, eğitimli olduğu bariz bir şekilde
görünen, bu iyi giyimli beyefendiden etkilenmişlerdi. Brian’ın onları ikna
etmesi zor olmamıştı ve 24 Ocak 1962 ‘de grubun davulcusu Pete Best’in
evinde ve Alistair Taylor’un sahitliğinde, sözleşme imzalandı ve anlaşmaya göre
Brian Epstein beş yıl boyunca The Beatles’ın brüt kazancının % 25’ini
alacaktı.
Epstein’in ilk işi grup üyelerinin dış görünüşüne çeki düzen
vermek olmuştu. Artık deri ceket ve kot
giymeyeceklerdi. Sahnedeyken sigara içmeleri, yemek yemeleri, ön sıralardaki
seyircilere şakalaşmaları kesinlikle yasaktı. Onlara, her şarkıdan sonra
senkronize bir şekilde eğilip dinleyiciyi selamlamalarını da öğretmişti. Artık
daha iyi yerlerde çalıyorlar ve daha iyi kazanıyorlardı.
Sıra ilk plak anlaşmasını imzalamaya gelmişti. Konserleri
organize etmek nispeten kolaydı ama en zoru plak şirketlerini ikna etmek
olacaktı. Decca, Londra’daki stüdyolarında bir seçmeye katılmalarını
kabul etmişti. Minibüsle on saatlik bir yolculuktan sonra Londra ‘ya
gece vardılar. Sabah 10’daki kaydı Beatles’ın yol menajeri Neil Aspinall
şöyle hatırlıyor: “Epeyi korkmuşlardı. Paul bir şarkıyı söyleyemiyordu, çok
heyecanlıydı, sesi çatlamaya başladı. Kırmızı ışık hepsini germişti”.
Uzun bir bekleyişten sonra Decca’dan olumsuz cevap gelmişti
fakat Brian pes etmek niyetinde değildi. Elinde Decca’daki kayıtla neredeyse
tüm plak şirketlerini dolaştı. Columbia,HMV ve EMI diğer küçük
plak şirketleri de onları kabul
etmemişti. Nihayet bir arkadaşı ona Parlophone’daki George Martin
ile bir randevu ayarladı. Aslında şirket onları daha önce reddetmiş olan EMI’ın
bir parçasıydı.
George Martin, Paul’un sesiyle George’un gitarını beğenmişti
ve onları seçmeye çağırmayı kabul etti. Brian Epstein, Mayıs 1962’de hala
Hamburg’da çalışan The Beatles’a hemen bir telegraf çekti. Parlophone kayıt
seansı istiyordu ve yeni bestelerle gelmeleri çok daha iyi olacaktı. 6 Haziran
1962’de EMI stüdyolarında George Martin’in karşısına ”Love me Do”, ”PS I
Love You” ,”Ask Me Why ” gibi besteler ve “Besame Mucho”gibi
klasiklerle çıktılar.
Martin onlardaki potansiyeli görmüştü ve çocukları sevmişti.
Ancak bir sorun vardı, davulcularının zamanlaması yeterince iyi değildi. Onu
değiştirmeyi düşünmelerini istedi. Pete Best’in provaları kaçırdığı zamanlarda
“The Hurricanes”in davulcusu Ringo Starr grupla çalıyordu ve
diğerleri her seferinde “İşte budur “hissine kapılıyorlardı. George, Ringo ‘yu
gruba kalıcı olarak dahil etme fikrine önayak oldu ve John ve Paul’u da ikna
etti. Sonunda bu bir grup kararı olmuştu
ama Pete Best’e kötü haberi vermek, Brian Epstein’in üstüne kalmıştı. Elbette o
gün hiç kimse Beatles’ın nerelere geleceğini ve Pete’in neleri kaçırmış
olacağını bilemezdi.
“Love Me Do” ve “From Me To You” single’ları
ile İngiltere’de liste başı oldular ama okyanusun diğer yakasında tanınmaları
için 2 sene geçmesi gerekecekti. Kasım 1963’te CBS’ te “Beatlemania” ile
ilgili hazırlanan röportajı seyreden 15 yaşındaki bir genç kızın yazdığı mektup
sonrasında bir Beatles plağına ulaşan DJ Carrol James, “I Want To
Hold Your Hand”i radyoda yayınladığında, Amerikan müzik tarihinde yeni bir
sayfa açtığının farkında değildi.
Şarkı 1 Şubat 1964’te Bilboard’da liste başı olmuştu ve
Brian Epstein, müzik tarihine “İngiliz İstilası “olarak geçecek olan
süreci hızlandıran imzayı attı. The Beatles ‘ı “Ed Sullivan Show” a çıkaracaktı.
Show,70 milyon olduğu tahmin edilen rekor sayıda izleyiciyi ekran başına çekti.
Bundan sonrası artık tarihti.
The Beatles müthiş bir üne kavuşmuştu ve 1964 ile 1966
yılları arasında ardı ardına gelen turnelerle grup bütün dünyayı dolaşmıştı.
Arada 2 tane de film çevirmişlerdi. Brian Epstein, bir yandan turneleri
organize ediyor bir yandan da menajerlik işine başladığı gün kurduğu NEMS Entreprise’ da, Cilla
Black ve birkaç grubun daha
menajerliğini yürütüyordu.
İş hayatı ne kadar başarılı ise, özel hayatı o denli
çalkantılı idi. Mağazadaki bir kızla yaşadığı ilişki, karşı cinsle yaşadığı tek
deneyimdi. 1960’larda, Birleşik Krallıkta eşcinsel olmanın suç sayıldığı bir
dönemde, eşcinsel olmak çok zordu. Brian Epstein, aile içindeki ve müzik
dünyası içindeki konumu ve sorumluluklarını da düşünerek cinsel yönelimini
gizlemek için elinden geleni yapıyordu.
Turneler gitgide yorucu ve stresli olmaya başlamıştı.
Epstein, anksiyetesi için sürekli ilaç kullanıyordu ve doktorların dediğine
göre bu ilaçlar cinsel eğilimlerini de bastırıyordu.
Grup da turnelerden yorulmuştu. The Beatles, ancak turneler
arasında stüdyoya girmeyi başarıyordu ve bu arada bile “Rubber Soul” ve
“Revolver” albümleri ile müziklerini bir üst seviyeye taşımayı
başarmışlardı. Bardağı taşıran damla, 1966 yılında John Lennon’ın bir İngiliz gazetesine verdiği demecin bir
cümlesine gelen tepkiler olmuştu. “Biz şimdi İsa’dan daha popüleriz”
demişti, uzun bir röportajın bir bölümünde. Protestolarla ve tepkilerle baş
etmek hem Brian’ı hem de grubu bıktırmıştı.
Ve 29 Ağustos 1966’daki San Fransisco konseri, son
konserleri olmuştu. Artık turneye çıkmayacaklardı. Brian Epstein için grubun
aldığı bu karar, büyük bir “boşluk” duygusunu da beraberinde getirecekti.
Turneleri organize etmek işinin en önemli parçasıydı ve beş yıl boyunca
neredeyse tüm hayatı The Beatles için çalışmak olmuştu. Bu inanılmaz tempo sona
erdiğinde, Beatles elemanları ailelerine dönmüşler, Brian ise yalnız kalmıştı.
Grup 1967 Mayıs’ında müzikologlar tarafından erken dönem en
önemli konsept albümlerden biri kabul edilen “Sgt. Pepper's Lonely Hearts
Club Band “ albümünü yayınladı. Beatles, bu albüm ile, pop
müziğin ilham verici bir sanat formu olabileceğini kanıtlamıştı. Brian, The
Beatles’a zirvedeyken veda edecekti.
Brian Epstein, 8 Eylül 1967’de bir süredir kullanmakta
olduğu bir ilaçtaki bromürün vücüdunda birikmesi sonucunda evinde hayatını
kaybetti. Adli tabip, Brian Epstein’in ölümünün kaza olduğunu açıkladı. Daily
Mirror vefatını okurlarına, "Epstein ( Pop'un Beatles'ı Yaratan Prensi)
32 yaşında öldü" başlığı ile duyurdu.
Ölümünden sonra John Lennon, “Grupta ona en yakın bendim.
Şık ve iyi konuşan bir menajer olarak Beatles’a farklı bir dokunuşu olmuştu.
Bizi kelimenin tam anlamıyla temizlemişti” demişti. Ringo Starr’ın “Bir anda kafası kesilmiş tavuklar gibi
kalmıştık. Ne yapacağımızı bilmiyorduk” ifadesi, grubun bu ani ölüm
karşısındaki yaşadığı şoku çok iyi özetliyordu.
Yaratıcı anlamda The Beatles’ın albümlerinde büyük katkısı
olan prodüktörleri George Martin ve onları Hamburg’daki kulüplerde çalarken,
eşi benzeri görülmemiş bir şöhrete ulaşmalarının ardındaki beyin rolü ile Brian
Epstein, beşinci Beatle olarak adlandırılıyorlar.
George Martin, “Eşim ve ben Brian ile çok iyi arkadaş
olmuştuk. Epstein olmasaydı, onlarla tanışmam asla mümkün olmazdı. Eğer beşinci
bir Beatle varsa o da Brian’dır “demişti.
Paul Mc Cartney, 1997’de Epstein hakkındaki bir BBC
belgeseli için verdiği röportajda benzer bir ifade kullanmış “Eğer beşinci bir
Beatle varsa, o da Brian’dı “ demiştir.
Derleyen : V.Viktor Mori
Kaynakça :
The Beatles Anthology, 2000,produced by Neil Aspinall
The Beatles,Hunter Davies,1992
The Fifth Beatle,Wikipedia,
Yorumlar
Yorum Gönder